Köşe Yazılarım

Özgecan’ın ardından; beyniniz ne kadar hasarlı?

on
16 Şubat 2015

Charles Whitman, 1966 Ağustosunun sıcak ve nemli ilk gününde, kendisini Austin’deki Teksas Üniversitesi kulesinin en üst katına götürecek olan asansöre bindi. Yirmi beş yaşındaki genç, daha sonra bir bavul dolusu silah ve cephaneyi de peşinden sürükleyerek üç kat merdiven çıktı ve gözlem alanına ulaştı. Burada önce silahın dipçiğiyle danışma görevlisini öldürdü, ardından merdiven aralığından çıkmakta olan iki turist ailesine ateş açtı, en sonunda da aşağıdaki insanlara gelişigüzel ateş etmeye başladı. Vurduğu ilk kadın hamileydi. Ona yardım etmek için koşanlar da Whitman’ın silahından nasibini aldı. Ve sonra da sokaktaki yayalar ve onları kurtarmaya gelen ambulans şoförleri…

Yukarıdaki bölüm, David Eagleman’ın Türkiye’de Domingo tarafından yayınlanan “Incognito – Beynin Hizli Hayatı” isimli kitaptan (sf. 153) alınma. Eagleman’ın aktardığına göre, Whitman polisler tarafından yakalanıp öldürülene kadar 13 kişiyi öldürmüş, 33 kişiyi de yaralamış. Ama daha öncesinde, aynı günün ilk saatlerinde önce annesini, sonra da uykusundayken bıçaklayarak karısını öldürmüş. Birkaç da not bırakmış Whitman;

Kendimi şu günlerde tam olarak anlayamıyorum. Aklı başında ve zeki bir genç olarak tanınmaktayım. Ama son zamanlarda birçok sıra dışı ve mantıksız düşüncenin kurbanı olmuş durumdayım.

Karım Kathy’yi bu gece öldürmeye, ancak üzerinde çok uzun süre düşündükten sonra karar verdim. Onu çok seviyorum, ayrıca her erkeğin düşlediği türden çok iyi bir eş de oldu bana. Bunu yapmama neden olacak mantıklı hiçbir neden gelmiyor aklıma…

Kitapta Whitman’ın işinde başarılı biri olduğundan, çocukluğunda girdiği bir zeka testinden 138 puan aldığından ve bu puanla yüzde 0,1’lik dilime yerleşerek döneminin en zeki insanlarından biri olduğundan da bahsedilmiş. Ayrıca saldırıdan birkaç ay önce günlüğüne bir doktorla konuştuğu, içindeki şiddet duygusunun altında ezildiğini yazdığına da değinilmiş.

Whitman’ın cesedine yapılan otopsi sonucu beyninde bozuk para büyüklüğünde bir tümöre rastlanmış. Gliyoblastom adı verilen bu tümör, beynin korku ve saldırganlık merkezini etkileyen Amigdala’yı doğrudan etkilemiş. Sonuç; karısı ve annesiyle birlikte 15 ölü, 33 yaralı…

*   *   *

Burada kalkıp Whitman’ın yaptıklarını savunacak değilim. Keza, Özgecan’ı öldürenleri de. Çoğul konuşuyorum çünkü bu, bugüne kadar yaşanan tek cinayet değil. Medyaya yansımayanları ya da dikkat çekmeyenleri de katın. Bu kişilerin beyinlerinde Whitman’da çıkana benzer bir tümör var mıdır bilemiyorum ama yaptıklarının affedilecek bir yanı yok.

Benim merak ettiğim asıl sizlersiniz. Normal gözüken; ya da normal olduğunu zanneden sizler… Tepki vermekle yetinmeyip abartanlar… Gereğini yapacağız açıklamasını dilinden düşürmeyen yetkili zât-ı muhteremler… Bir gencin hayatını siyaset aracına çevirmekten utanmayan ağzıbozuklar… Onlarcılar ve bunlar var ya bunlarcılar… Konuyu din ile ya da mini etekle bağdaştıranlar, böyle olmasına karşı çıkanlar veya bunu savunanlar…

Aklınızı başınıza toplasanız nasıl olur? Özgecan’ın ölümü üzerinden birilerini rakip belleyip sataşmak, laf atıp hakaret yağdırmaktansa çevrenizde bu tür olayların bir daha olmaması için kendi tanıdıklarınızı, çocukları eğitmeye çalışsanız, iyiliğinizle örnek olmayı deneseniz daha iyi olmaz mı? Elbette içinizde öfkelenmenizi gerektirecek çok fazla duygu var. Ama sizce de bir benzerini yapmamanızın, yaptırmamanızın yolu sakinliği de öğrenmekten, öfkenizi kontrol etmekten geçmiyor mu?

Hayatta nasıl kişilikler farklıysa duygular da farklı, çünkü yaşantılar, öğrendiklerimiz, acılarımız ve mutluluklarımız  farklı. Belki de hepimizin içinde, Whitman’dakini andıran, doğduğumuz günden bu yana taşıdığımız bir tümör vardır. Ama bu tümörü aktif hale getirmek, söylediklerimiz ve yaptıklarımızla doğrudan bağıntılı değil mi?

Sahi; sizin beyniniz ne kadar hasarlı?

TAGS
RELATED POSTS