Sorun TÜBİTAK’ın kriterleri olmasın sakın…

Bugün gazetelere yansıyan bir haber vardı. Özetle; TÜBİTAK’ın kriterlerine uymadığı için başvurusu geri çevrilen projelerin ABD’deki bilim yarışmasına katılıp hem birinciliği hem de üçüncülüğü almasından bahsediyordu. Buna göre TED Antalya Koleji‘nden 10. sınıf öğrencisi Mehmet Can Dursun ile 11. sınıf öğrencisi İrfan Efe Boztepe, şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları için atık yengeç ve karides kabuklarından yara bandı üretmişti. TÜBİTAK, projeyi beğenmediği için projeyi geri çevirmiş, öğretmenlerinin desteğiyle projeyi ABD’deki Genius Olimpiyatları’na gönderen öğrenciler 54 ülkeden 2450 proje arasında birincilikle ödüllendirilmişti. Ayrıca yine aynı okuldan Baran Başkan ve Ata Özlük tarafından hazırlanan “Elektromanyetik Dalgaları Kalkanlayan Nano Lif Projesi” ile üçüncülüğü elde etmişti. Yani olimpiyatlarda altın ve bronz madalya Türkiye’ye gelmiş oldu. Yarışma sonucunda dört öğrenci de, elde ettikleri başarıyla yıllık 9 bin dolar bursla Oswego New York Eyalet Üniversitesi’nde okumaları için davet edilmiş.

Bu olay, TÜBİTAK’ın son yıllarda kriterlere uymadığı için geri çevirdiği projelerden yalnızca ikisi. 2014’te de benzer bir olay yaşanmış, Özel MEF Lisesi 12. sınıf öğrencisi İlayda Şamilgil, “First Step To Nobel Prize In Physics” (FSNP) isimli, 70 ülkeden 5000’e yakın projenin katıldığı bir yarışmada birincilikle – kimi kaynaklarda 40 öğrenciyle birlikte Onur Ödülü aldığı da yazılı – ödüllendirilmişti. Şamilgil, “Sıvılardaki Su Oranını Mıknatısla Ölçebilen Ucuz, Hızlı ve Taşınabilir Bir Sistem” başlıklı projesiyle günlük hayatta tükettiğimiz süt, meyve suyu ve benzeri sıvıların içindeki su miktarının kolayca tespit edilerek kalite-fiyat dengesinin kurulmasına yardımcı olacağını söylemiş. İlayda’nın bu ilk uluslararası başarısı değil aslında. LinkedIn profilindeki “Onur ve Ödüller” başlığına bakarsanız 8. Asya Bilim Kampı’na Türkiye’den katılan sekiz isimden biri olduğunu ve Ural Federasyonu Matematik Yarışması’nda dereceye girdiğini görebilirsiniz.

Benzer bir TÜBİTAK tarafından reddedilme durumu Can Altıneller’in başına da gelmiş. FSNP’de iki kez ödül almayı başaran Altıneller’in projeleri arasında “Ev Yapımı Proton Hızlandırıcısı” da var.

İlayda şu an eğitimine New York’taki Cornell Üniversitesi’nde devam ediyor. Can Altıneller ise Florida Teknoloji Enstitüsü’ndeki eğitiminin ardından şu sıralar 3 boyutlu yazıcılarda çeşitli robotlar yapmakla meşgul. Kişisel web sitesinden çalışmalarını görebilirsiniz. Bugün medyaya yansıyan dört ismin ise gelen bursu geri çevirmeyip ABD’ye gitmesi de sürpriz olmayacak.

* * *

Biraz araştırmayla benzer hikayelerin sayısını çoğaltmak mümkün. Diğer taraftan TÜBİTAK, medyaya bilimsel çalışmalarından farklı konularla yansıyor. Şahsen; gen mühendisliği, siber güvenlik, kriptoloji, uzay teknolojileri gibi farklı ve yüksek teknoloji gerektiren işlerle de uğraşan TÜBİTAK’la ilgili toplumsal algının adeta yerlerde sürünmesinin haksızlık olduğunu düşünüyorum.

İşte bu nedenle TÜBİTAK’ın adındaki bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu ifadelerinin değerini yeniden hatırlayıp, bu yönde çalışma yapmasında fayda var. Bunu da özellikle öğrenci yarışmalarında kriterleri yeniden düzenleyerek yapmalı. Aksi takdirde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bilim kurulu olmanın ötesine pek geçemeyecek…

Dipnot: Yazıda neden TÜBİTAK’ın ödüllendirdiği dinle ilgili projelerden bahsetmediğimi sorabilirsiniz. TÜBİTAK’ın seçimlerini eleştirebilirsiniz -ki eleştirmeliyiz de. Ama öğretmenlerin, TÜBİTAK’taki karar vericilerin ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın eksikliklerini öğrencilerin sırtına yüklemek kabul edersiniz ki pek adil bir davranış olmayacaktı.

Bir Cevap Yazın