Genel

Yapay zeka dünyanın sonunu ne zaman ve nasıl getirecek?

on
3 Aralık 2014

Önce Tesla Motors’un CEO’su Elon Musk, şimdi de Stephan Hawking. İkisinin buluştuğu nokta yapay zekanın dünyanın sonunu getireceğine inanmaları. Peki yapay zeka bu işi nasıl yapabilir?

Bugün BBC’yi referans alan bazı haber siteleri, ünlü biliminsanlarından Stephan Hawking’in “yapay zekanın dünyanın sonunu getirebileceğine yönelik uyarılarına” yer verdi. Biz de Bilgi Çağı olarak, tıpkı daha önce Elon Musk‘ın yaptığı uyarılarda olduğu gibi sitemizde paylaştık.

Son zamanlarda artan bu tip uyarılar, pek çok kişinin “tüm işleri robotlara yaptırır rahat ederdik, keşke olsa” diye düşündüğü yapay zekayı gündemin üst sıralarında tutmaya devam ediyor.

Gerek bu tip açıklamalar gerekse Terminatör ve Matrix serisi gibi “elinden her iş gelen” makinelerin yarattığı dalga “acaba dünyanın sonu mu geliyor?” endişelerini de su yüzüne çıkarıyor.

Açıkçası, şu an dünya üzerindeki insan nüfusunun, filmlerdekini andıran gelişmişlikte bir yapay zekayla karşılaşması pek de mümkün görünmüyor. Elbette yapay zeka uzun zamandır gelişiyor ve karşımıza yeni sürprizlerle çıkıyor. Ancak yeni doğmuş bir bebeğin, evdeki üçlü koltuğunuzu hareket ettirmesi ne kadar mümkünse, günümüz için de yapay zekanın dünyanın sonunu getirmesi ancak o kadar mümkün.

Bu düşüncemi, Popular Science‘ın Türkiye baskısında çıkan bir yazı da destekliyor. Şu an en gelişmiş yapay zeka uygulamalarıyla yapılan deneyler, değil dünyanın sonunu getirmek, geliştiricileri için bile hayal kırıklığı sayılabilir. Nasıl mı?

Popular Science’taki yazıda, yapay zekanın kendi içinde bir mantığa sahip olduğuna değinilirken, asla bir insanın yapmayacağı hataları gayet doğalmışcasına yapabileceğinden bahsedilmişti. Örneğin; bugün çeşitli yarışmalarda ödül almış bir yapay zeka uygulamasına “2+2 kaç?” diye sorduğunuzda, bunu standart bir matematik formülü olarak değil de sohbet ederken arada sorduğunuz bir soru gibi algılıyor ve hatırladığım kadarıyla şöyle bir yanıt veriyor:

2+2’nin kaç olduğundan emin değilim, ama çok fazla olmadığını düşünüyorum. Sahi, sen bugün kahvaltıda ne yediğinden hiç bahsetmedin?

Yazıda kullanılan ifade tam bu değildi ancak buna yakın bir cümleydi. Yapay zekanın 2014 yılı itibariyle yukarıdaki cümle seviyesinde olduğunu düşünürsek daha alınacak çok yol var.

Yapay zeka denince ne algılanıyor?

Madalyonun diğer yüzünde yapay zeka adı altında bahsedilenin çoğunlukla “çok sayıda veriyi iyi kullanan, gelişmiş otomasyon sistemine sahip bir cihaz” olduğu görülüyor. Bugün gelişmiş robot olarak bakılan Honda’nın meşhur Asimo’su dahil robotlar sensörlerinden elde ettiği verileri kullanarak hareket ediyor, merdiven çıkıyor, hatta dans ediyor. Bu sensörler ona gerek o alandaki gerekse uydular aracılığıyla dünyadaki yerini net bir şekilde tespit edebilmesini sağlıyor. Cihaz da, yapay zeka sanılan bu bilgileri kullanarak kendisine önceden kodlanmış işleri gerçekleştiriyor. Benzer bir tekniği, Google’ın direksiyonsuz, gaz ve fren pedalı bile bulunmadan kendi kendine giden otomobilinde görebilirsiniz. Google’ın bu aracı tanıtıldığı günden bu yana yapılan testlerde sadece 1 kaza yaptı. Onda da meraklı gerçek bir sürücü gelip çarpmıştı. Yani kusur teknolojide değil, dikkatsiz insandaydı.

Bahsetmem gereken bir istisna, dünyanın en ünlü satranç ustalarından Kasparov’u yenmeyi başaran IBM’in Deeper Blue isimli bilgisayarı. 1997’deki bu mücadelede Deeper Blue galip gelmeyi başarmış ve büyük ses getirmişti. Kasparov, bu olayın ardından ‘makinenin’ bir piyon alması gerekirken beklenmedik bir hareket yaparak oyunun seyrini değiştirdiğini ve bunun ancak bir insan tarafından ‘düşünülebileceğini’ açıklamıştı.

Kısa bir süre önce Deeper Blue’nun, o hamleyi bilerek yapmadığı ortaya çıktı. Bilgisayar bir sonraki hamleyi hesaplamak yerine sonsuz bir döngüye düşmüş ve anlamsız bir hareket yapmıştı. Bu hareket oyunun gidişatını değiştirerek makinenin insanı yenmesini sağlamıştı.

Peki yapay zeka dünyanın sonunu ne zaman getirecek?

Yukarıda bahsettiğim emekleme devresini bir kenara bırakırsak yapay zekanın, tıpkı Kasparov örneğinde olduğu gibi farkında olmadan insanlığın sonunu getirmesi; en azından insanları etkilemesi mümkün. Üstelik çok da uzak olmayan bir gelecekte, benim tahminimce 5-10 yıl içinde. Nasıl mı?

Bugün pek çok kişi, giyilebilir teknoloji adı altında çeşitli teknolojik cihazları takıyor. Bu cihazlar, şimdilik kalp atışı, nabız, yakmış olabileceğimiz kalori gibi sağlığımızın durumunu ölçme uğraşındalar. Ancak geliştirilen bazı prototiplere baktığımızda, bunların vücudumuzdaki kimyasal değişimleri ve beynimizin oluşturduğu sinyalleri dikkate alarak duygularımızdaki değişimleri ölçtüğünü görüyoruz. Henüz ticarileşmiş değiller, laboratuvarlarda deneyleri sürmekte. Bunun pazarlamaya etkisi ise muazzam olacak. Zaten “Nöromarketing” adıyla şimdilik farklı tekniklerle de olsa kendi sınıfını oluşturmuş durumda.

yapayzeka_manset

Bu teknolojinin yanına, telepatik internet olarak tanımlanan yeni iletişim dilini ekleyin. Bu teknolojinin ilk denemelerinden birinde, Hindistan’daki bir kişi, standart internet hatları üzerinden Fransa’daki birinin beynine sinyal göndermeyi başardı. Bu sinyal, 8000 kilometre ötedeki alıcı kişiye ışık çakması olarak yansıdı. Bu, dünya üzerinde sesle ifade edilen bir dil değildi. Ancak alıcı, gönderilen mesajın “Merhaba” olduğunu bu ışık çakmaları sayesinde algılayabildi.

Şimdi burada duralım; bahsettiğim iki örneği, yani duyguları ölçen giyilebilir teknoloji ürünleriyle telepatik interneti üstüste koyun. Bir makine, telepatik internet yoluyla bileğinizdeki cihaza, “duyguların şu şekilde algılanmasını sağla” mesajı gönderdiğinde (iyi ya da kötü, mesajın içeriğinden çok mesajı algılamış olmanız önemli) ve beyniniz bunu kayıtsız şartsız kabul ettiğinde; siz bir insan olarak mı kalırsınız yoksa o makinenin yönettiği bir başka makine gibi mi?

Eğer makine gibi davranıyorsanız, zaten insanlığınızı kaybetmişsinizdir. Filmlerdeki gibi dünyayı ele geçiren eli silah tutan robotlara gerek kalmaz.

Sanırım üzerinde düşünülmesi gereken asıl konu bu…

* Bu yazı, 3 Aralık 2014 tarihinde Bilgi Çağı için yazılmıştır.

TAGS
RELATED POSTS