Genel

Soma’dan Cizre’ye, Suriye’den Nijerya’ya “çocuk aklı”

on
10 Haziran 2014

Farkettiniz mi bilmiyorum. Son aylarda, belki son birkaç yılda çocuklar hakkında çıkan haberler pek de içaçıcı değil. Soma’da babasını kaybetmiş “madenci çocukları“, Gezi olayları sırasında yaralanıp 1 yıl komada mücadele eden ama başaramayanBerkin, güneydoğuda “dağa kaçırılan çocuklar“, Cizre’de evinde otururken “gözüne biber gazı fişeği gelen” 6 yaşındaki çocuk, Suriye’de savaşın ortasına kalmış, bazıları ailesiyle bir şekilde Türkiye ya da başka illere göçmüş, sokaklarda “dilenirken karşımıza çıkan” çocuklar, Nijerya’da “el konulan” kız çocukları…

Liste uzun maalesef. Buna, daha hayatının başlangıcında “kansere yakalanan” ve LÖSEV’in gündeme getirdiği çocukları, daha okul çağındayken evlendirilen “çocuk gelinleri“, iyi eğitim alamadığı ya da çalışmak zorunda kaldığı için hiç eğitim alamayançocukları da ekleyebilirsiniz. Yani aslında dünyaya neşe getireceği umuduyla hayata başlatılmış, ancak bambaşka sıkıntılarla haber bültenlerine konu olan çocuklar… Haklarında çok şey yazılıp çizildi. Yukarıda bahsettiklerimin her birinin ‘haber’ linkini verip daha da sinirlerinizi bozmaya niyetim yok. Benim bahsetmek istediğim farklı bir konu, özeti şu; tüm bu yaşadıklarını o çocukların gözünden, “onların aklıyla” düşündünüz mü?

Hayat tuhaf, aslında fena halde acımasız. Çoğumuz, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dercesine uzakta olanın, tanınmayanın yaşadıklarının üstüne basmaktan kaçınmıyor. Soma felaketinin üzerinden geçen şu kısacık zamanda bile bahsedilmez oldu olanlar. Kimi karnesini alacak o çocukların sevincini babalarıyla paylaşamayacağınu umursamıyoruz; Gezi dahil çıkan olaylarda yaralanan çocukların adları çoktan unutuldu bile. Cizre’de evinde otururken gözüne gaz bombası gelen çocuğun bundan sonra geleceğe nasıl bakacağı da kimsenin umrunda değil. Suriye’den gelenler yeni dilenci nesli, Nijerya zaten uzak… Dünyanın geri kalanında da durum pek parlak değil.

Tüm bu çocukların ortak noktası sadece yaşları değil. Bu çocuklar, yaşadıkları her olayda biraz daha nefret biriktiriyor. Kimi ülkesinin yöneticilerine, kimi polise, kimi askere, kimi hastalığını tedavi edemeyen sağlık sistemine, kimi kendini daha çocuk yaşta dedesi yaşında adamla evlendiren ailesine, kimiyse ülkesinde neden savaştıklarını anlamadıkları koca koca adamlara… Hepsinin içine hoşgörü, saygı, sevgi ve bilgi aşılayacağımıza, onlara insanlığın erdemlerini öğreteceğimize en yüksek dozdanefret aşılıyoruz.

Bu çocuklar, biraz daha büyüdüklerinde, daha küçük yaşta yüreklerine düşen nefreti ortaya çıkarmaya başlayacak. Ve biz, bu çocuklardan geleceğin dünyasını şekillendirmelerini, o zamanın dünyasını yönetmelerini isteyeceğiz… Çok bekleriz!..

Bu hafta karneler alınıyor. Hadi yukarıda yazdığım çocukları umursamıyorsunuz, bari yakınınızdakilere düzgün bir hayat vermeye çalışın…

TAGS
RELATED POSTS