Genel

Yeni yasa ve yasaklar binlerce kişiyi işsiz bırakacak!

on
8 Kasım 2014

Seçim gündemini kısmen atlatmaya başladığımız şu günlerde seçim öncesi gündeme dönmekte fayda var. Bilgi Çağı’nda da sıklıkla yer verdiğimiz yeni internet yasası ile Twitter ve YouTube başta olmak üzere yasakların henüz hayatlarımıza yansımamış, güçlü bir yan etkisi bulunuyor: İşsizlik…

Geçen hafta TELKODER’in düzenlediği bir basın toplantısına katıldım. Toplantının ana başlığı her ne kadar Telekomünikasyon Sektörü 2013 Yılı Değerlendirme Raporu olsa da, konu ister istemez yasaklara da geldi. TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, yeni internet yasası ve beraberinde gelen URL bazlı engelleme için internet servis sağlayıcıların yapması gereken yatırımlara da değindi. Bu yatırımlar, ilgili şirketin büyüklüğüne göre milyonlarca dolar seviyesinde (6 milyon dolar gibi bir tutar telaffuz edildi) yeni yatırım anlamına gelebiliyor. Çünkü bu yatırım yapılmazsa hükümet tarafından kurulması istenen Erişim Sağlayıcıları Birliği üzerinden gelecek “şu içeriği engelle” istekleri yanıtsız kalacak. Bu da beraberinde, aslında şu anki uygulama olan “o siteyi tümden engelleme” işlemini beraberinde getirecek.

issizİşte istenen bu yatırımın büyüklüğü, bugün sayıları 250’yi bulan irili ufaklı internet servis sağlayıcıların pek çoğunun kepenk indirmesine, yani şirketlerini kapatmasını da beraberinde getirecek.

Elbette, büyük firmaların küçükleri satın alma ihtimalleri var. Ancak büyük diyebileceğimiz 8-10 servis sağlayıcının kalan 200’ün üzerindeki şirketin hepsini satın alma olasılığının bulunmadığı da bir gerçek. İyimser bir tahminle 100’den fazla firmanın internet servis sağlayıcılığı hizmetinden vazgeçmemesi durumunda kapanma durumu söz konusu.

BTK’nın 2013 yılı 4.çeyrek Pazar Verileri Raporu’nda, internet servis sağlayıcılığı hizmeti vermeye yetkili 255 firma olduğu görülüyor. Bu şirketlerin her birinde minimum 5-10 kişi çalıştığını düşünürsek, yüksek tutarlı bu yatırımı yapamayanların kapanmasıyla sektörde binlerce kişinin işsiz kalma durumu ortaya çıkıyor.

‘Yasaklar’ parodi olmaktan çıktı

Zeki Alasya ve Metin Akpınar ikilisinin, 80’lerin meşhur yapımlarından Yasaklar’a imza atmasının üstünden neredeyse 30 yıl geçti. O günün yasaklarından bazıları bugün yerini korumakla birlikte, teknoloji katkılı yasakların da hayatımıza girdiği bir gerçek. Yasanın istihdama olan bu olumsuz etkisinden yasakların istihdama olumsuz etkisine geçtiğimizde Twitter ve YouTube engelleri çıkıyor karşımıza. Pek çok kullanıcı yasakları aşmak için çeşitli DNS ve VPN kullanımına yönelse de, toplumun genelinin bu işlemleri yapabilme bilgisine sahip olmadığı da bir gerçek.

Twitter yasaklarıyla birlikte pek çok ‘müşteri’ ister istemez bu alanda paylaşım yapmaktan vazgeçti. YouTube ise tanıtım çalışmasını buradaki kanalları üzerinden yöneten şirketleri zor durumda bıraktı. Geriye kala kala Facebook kaldı, ki onun da yasaklanma ihtimali sıklıkla yazılıp çizildi. Türkiye’de müşterilerine sosyal medya danışmanlığı hizmeti veren ajanslar işte bu üç kanal odaklı bir çalışma yürütüyor. Instagram, Pinterest gibi ek kanallar olsa da asıl iş yükü Twitter, Facebook ve YouTube’a ait. Türkiye’de sosyal medya ajansı sayısına dair net bir bilgi yok. Farklı kaynaklarda farklı tarihlerdeki listelerde, çoğunluğu İstanbul’da 50’nin üzerinde firma olduğu görülüyor. Bu sayıya, halihazırda halkla ilişkiler hizmeti veren  ajansların içindeki dijital bölümleri de eklemek gerek.

Bu üç kanalın birden engellenmesi, beraberinde sosyal medya ajans çalışanlarının işsiz kalmasına, hatta bu hizmeti veren ajansların kapanmasına kadar gidebilir. Sonuçta Türkiye’de faaliyet gösteren her şirket, zihnen onaylamasa da kanunlara aykırı bir şekilde bu alanda pazarlama/tanıtım faaliyeti yapmayacaktır. Müşteri bulamayan, yani para kazanamayan firmalar ise ya kapanmak zorunda kalacak ya da farklı iş stratejileri geliştirmek durumunda kalacak. Net sayıyı öngörmek elbette mümkün değil ama bu alanda da 100’lerle ifade edilen işsiz sayısından bahsetmek mümkün.

Kamu yöneticilerinin, hukuken uygun olup olmadığı tartışmalı bu kararların getirdiği işsizlik etkisini düşünmüyor olması gerçekten üzücü. Buna, Hükümetlerin önemli bir misyonunun vizyon belirleyerek istihdamı artırma ve işsizliği azaltma olduğu gerçeğini de ekleyin. Ortaya çıkan tablo şu: ‘Benim doğrularım hukuktan üstündür’ yaklaşımı Türkiye’yi iyi bir noktaya taşımıyor…

* Bu yazı, 1 Nisan 2014 tarihinde Bilgi Çağı için yazılmıştır.

TAGS
RELATED POSTS