Genel

Yosemite… Muz kabuğundan Apple ürünü olmaya giden bir yolculuk

on
8 Kasım 2014

Dünyadaki pek çok insan, Yosemite ismini, Apple’ın yeni OS X işletim sisteminin adı olmasıyla duydu. Oysa benim ilk tanışmam çok daha basit bir şekilde, bir muz ile gerçekleşmişti…

Yaklaşık üç yıl önce. Marketten aldığım muzların üzerinde bulunan bir etiket dikkatimi çekti. İngilizce yapıştırılmış oval etiket, ufacık bir alanda “Yosemite’i koruyalım. Birleşmiş Milletler” benzeri bir mesaj vermeyi başarmıştı. Hemen meraklılık dürtüm öne çıktı ve Yosemite hakkında bilgi toplamaya başladım.

Yosemite, aslında ABD’de Kaliforniya eyaleti içinde yer alan bir ulusal park. UNESCO, doğal ve özgün yapısı nedeniyle 1984’te burayı UNESCO Dünya Mirası listesine almış. Wikipedia’ya göre her yıl 3.7 milyondan fazla insanın ziyaret ettiği, şelaleleri, berrak akarsuları, granit kayalıkları ve dev Sekoya ağaçlarının bulunduğu özel bir yer. ABD, bu bölgeyi 1864’te koruma altına almış ve 1 Ekim 1890’da, yani 124 yıl önce milli park olarak ilan etmiş. Daha önemlisi, aradan geçen bu uzun zamana rağmen korumuş ve Yosemite yalnızca bulunduğu bölgenin ve ABD’nin değil, dünyanın en önemli doğal güzellikleri arasında bulunmaya devam ediyor. Koruma yöntemleri ihtiyaçlara göre de değişkenlik gösteriyor. Örneğin şu an parkı ziyaret etmek isterseniz, sizi gezdirecek olan tur otobüsü hibrid motoruyla emisyon oranının standart araçlara göre daha düşük olmasını sağlıyor. Yosemite için özel geliştirilen projelerse bu korumanın daha uzun yıllar devam edeceğini kanıtlıyor.

UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde 2013 itibariyle 1000’e yakın yer bulunuyor. Bunların 759’unu kültürel mekanlar oluştururken, Yosemite’in de dahil olduğu doğal güzellikler 193 adet ile ikinci sırada bulunuyor.

Birkaç gün öncesine kadar belirli bir sayıda insan tarafından bilinen Yosemite’in asıl meşhur olmasıysa Apple’ın yeni işletim sistemine bu adı vermesiyle oldu. Apple’ın, 2 Haziran’da gerçekleştirdiği WWDC 2014 etkinliğinde adının geçmesiyle artık tüm dünyanın tanıdığı Yosemite’in, aslında bir milli park olduğunu yazan pek haber kaynağı göremedim maalesef.

UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde Türkiye’nin de payı var. Her zaman övündüğümüz, ancak üzerine barajlar, yollar, hatta AVM’ler dikmekten de geri kalmadığımız tarihi ve kültürel mirasımızın bir yansıması olarak burada yer alıyor. Doğal ve kültürel miras kategorisinde Çatalhöyük Neolitik Sit alanı, Truva, Pamukkale yakınındaki Hierapolis gibi kentlerin haricinde, güncel yerleşim alanlarından Safranbolu ile İstanbul’un tarihi alanları da bu listede yer alıyor. İstanbul gündemini takip edenler, tarihi yarımadada yapılan değişiklikler nedeniyle 1985’ten beri listede yer alan İstanbul’un listeden çıkartılma tehlikesi yaşadığını hatırlayacaktır. Listede kalma konusunda adeta direkten dönen Türkiye, bugün 4 Haziran 2014’te yapılan seçimlerle İspanya’nın yerine “Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası Komitesi”ne seçilmeyi başardı. Somut olmayan kültürel mirasla ilgili bir önceki gelişme Türk Kahvesi’nin özellikleri, pişirilme şekli gibi farklılıklarıyla bu listeye girmesiydi.

Somut olmayanlara dair böyle güzel gelişmeler yaşanırken, işin somut miraslar kısmına bakıldığındaysa pek de iyi bir sicil yok maalesef. Her ne kadar, ülke genelindeki milli park sayısında bir artış olduğu belirtilse de, bu parkların doğal güzellikleri ve ekosistemleriyle değil, üzerlerine yapılmak istenen barajlar, açılmak istenen taş ocakları vb. ile gündeme geldiğini de belirtmek gerek (1) (2) (3). Türkiye’nin “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” sözünü hatırlatan tipteki uygulamalardan vazgeçerek sürdürülebilir bir gelecek planlaması çok daha iyi olacak…

Yosemite Ulusal Milli Parkı için hazırlanmış özel bir tanıtım videosunu aşağıda bulabilirsiniz, keyifli seyirler…

* Bu yazı, 4 Haziran 2014 tarihinde Bilgi Çağı için yazılmıştır.

TAGS
RELATED POSTS